Skip to content

Yunanistan hükümetinin ve burjuva partilerinin Venezuela'daki gelişmelere ilişkin acınası ve tehlikeli tutumları 

Date:
Oca 6, 2026
mitsotakis4

Sermaye çıkarlarına hizmet etme adına sergilenen utanç verici bir anıt, hükümetin ve Başbakanın Venezuela'daki gelişmelere ilişkin tutumu ve açıklamalarıdır; bunlara diğer burjuva partilerinin tepkileri ve "uluslararası hukuku" en iyi kimin savunduğu konusundaki sahte çekişmeleri de eşlik etmektedir.

Saatler süren sessizliğin ardından, başbakan acınası bir paylaşımla, ABD'nin kendi çıkarları doğrultusunda darbe düzenleme, hükümetleri devirme ve müdahalede bulunma "hakkını" kabul ederek, acımasız ve açık müdahale için gülünç bahaneleri yeniden ortaya koydu.

Sayın Mitsotakis, paylaşımında "Son eylemlerin hukuka uygunluğu hakkında yorum yapmak için doğru zaman değil" (!) diyerek, "uluslararası hukuk" diye adlandırdıkları bu sistemin bir parçası kelimeyi bile yok sayıyor ve suçlarını haklı çıkarmak için istedikleri gibi kullanıyor.

Kapitalist devletler ile mevcut ve önceki hükümetlerin dış politikaları arasındaki ilişkileri belirleyen unsurlar üzerindeki maskeler yeniden düşüyor: Sermayenin çıkarları ve kârları, zenginlik üreten enerji kaynaklarının yağmalanması, "etki alanları" ve pazarların kontrolü için verilen acımasız, dizginsiz rekabet. Bu, onların emperyalist "haklarının" "özüdür".

Ancak diğer burjuva partileri, açıklamaları ve müdahaleleriyle, Venezuela halkına yönelik askeri saldırının ardındaki gerçek nedenlerin örtbas edilmesine ve ikiyüzlülüğe "son verdiler".

PASOK, SYRIZA, Yeni Sol  ülkenin sosyal demokrat partileri) ve diğerleri müdahaleyi “Trumpçılık” olarak kınarken, Latin Amerika halklarına —ve sadece onlara değil— yönelik saldırganlığın, bölgeyi ABD burjuvazisinin Çin ve Rusya gibi rakiplerine karşı bir “arka plan” ve “stratejik çıkar bölgesi” olarak gören, Demokratı ve Cumhuriyetçisiyle tüm Amerikan yönetimlerinin ortak politikası olduğu gerçeğini görmezden geliyorlar.

Nitekim Venezuela için “ulusal acil durum ilanı” ve buna bağlı yaptırımlar 2015’te Demokratlar döneminde başlatıldı; bunlar daha sonra darbe girişimleri ve pazarlıklarla genişletildi. Örneğin, Amerikan “Chevron” şirketi ile Venezuela’nın devlet petrol şirketi arasında petrol kaynaklarının ortak işletilmesine yönelik anlaşmalar yapıldı.

“Güçlünün hukuku”nun “uluslararası hukuku” çiğnediğine dair sızlanmalara gelince; bunlar, Suriye’de Esad’ın devrilmesini ve ABD ile müttefiklerinin ülkede dayattığı cihatçıların “geçiş hükümeti” olarak ilan edilmesini alkışlayanların ta kendileridir.

Aynı çevreler, iki yıl önce İsrail’in 7 on yıllık işgalini “silip” atmış, “İsrail’in meşru müdafaa hakkı”ndan söz etmiş ve Filistin halkına karşı yürütülen soykırım için katil devletin ve Avro-Atlantik müttefiklerinin kullandığı “terörizm” bahanelerini yeniden üretmişlerdir.

Venezuela’da darbe girişiminde bulunan Guaidó’yu bile tanıyan, ABD müdahalesini tamamen örtbas eden ve tüm bahaneleri aklayarak Venezuela halkına karşı suç niteliğindeki planlara belirleyici katkısını ve katılımını teyit eden AB’yi yüceltiyorlar.

Sistemin “antisistemcileri” de var; örneğin Konstantopoulou (eski Meclis Başkanı, eski SYRIZA üyesi ve bugün “Özgürlük Seyri” partisinin lideri). Dün geceye kadar ABD’nin kirli müdahalesi hakkında tek kelime etmedi. Konuştuğunda ise Amerikan saldırısının “herhangi bir demokratik meşruiyet olmaksızın, Kongre tamamen yok sayılarak” yapıldığını söyleyip, “uluslararası hukukun ihlali”ne dair bilindik ezberleri tekrarladı.

Velopoulos ( “Yunan Çözümü” partisinin lideri, eski ND üyesi) ise uzun süren sessizliğin ardından, Venezuela’daki “uyuşturucu ticareti”ne ilişkin emperyalist bahaneleri yeniden üretmekte acele etti. Bir kez daha, sahte “antisistemciliklerinin”, Amerikalı-NATO’cuların ayaklarını sildiği paspasın sınırında durduğu doğrulanmış oldu.

Tüm bunlara ve halk için tehlikeli tutumlarına karşı duran tek güç KKE’dir. İlk andan itibaren emperyalist suçu kınamış ve Venezuela halkıyla tam dayanışmasını ifade etmiştir; geleceğini ve ülkesinin kaderini kendi yararı doğrultusunda belirleme yetkisi yalnızca Venezuela halkına aittir.

Cumartesi günü Atina’da Amerikan Büyükelçiliği önünde ve diğer şehirlerde düzenlenen büyük mitingler ilk ve acil yanıtı verdi ve net bir mesaj gönderdi: Hükümetin ve diğer partilerin, yeni savaş odaklarını ateşleyen ve genel bir çatışma ihtimalini daha da yaklaştıran kirli Amerikan-NATO planlarına halkı bulaştırmaya hiçbir meşruiyeti yoktur.

KKE MK organı “Rizospastis” gazetesinde yayınlanmıştır.